Yorumsuz, klimalı sohbet

 GEÇEN hafta yazımın başlığı  Boş ver! Gittiği yere kadar” şeklindeydi.

Yazıda; otobüsçünün artık bakım yaptırmadığını, onarım yaptırdığını tespit etmiştik.

Orijinal parça üreten firmalara da “önlem almak” konusunda görev düştüğünü  belirtmiştik.

Gazete piyasaya çıktı…

Hafta başı, Konvekta’dan Kurt Seadlaczek ziyaretime geldi.

Elinde GÜLEGÜLE gazetesi vardı.

“Benim de şoförlerden şikayetlerim var” dedi.

 

KİM BU KURT?

Şimdi biraz Kurt’u anlatayım:

Alman Kurt, 1992’den beri Türkiye’de.

Hanımı da Türk!

Türkçeyi de güzel konuşuyor.

Kendi kendine öğrenmiş.

Sözü biraz da Bay Kurt’a bırakayım.

Türkçeyi nasıl öğrendiğini ve şoförlerimizden neden şikayet ettiğini ağzından dinleyelim:

Şöyle konuşuyor Bay Kurt:

Türkiye’deki ilk günlerimde, çalışırken yanımda bir tercüman verdiler.

Pek iyi olmuyor.

Tercümansız iş seyahatine çıktım.

Biraz Türkçe, biraz almanca, biraz İngilizce konuştuk.

Böyle daha iyi oldu.

Biraz da kazık yedim.

Ama şimdi iyi.

Türkiye’yi seviyorum. Burada görev yapmak ve yaşamak istiyorum.”

 

“BU  ÇOK ÖNEMLİ…”

Geçen haftaki yazımda kullanma kılavuzlarının iyi okunması gerektiği şeklinde tavsiyem olmuştu.

Kurt Sedlaczek bu noktaya da dikkat çekti ve konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Teşekkür ediyorum.

Talimatlar okunmalı. Bu çok önemli! Yeni teknoloji geldiyse, onu da öğrenmeli.

Ama…

Ben 33 yaşındayım.

Şoföre yeni bir şey anlatıyorum. (böyle yapma. Şöyle yap. Cihaz için, senin için daha iyi) diyorum.

Şoförün cevabı (ben 20 yıllık şoförüm. Sen mi bana öğreteceksin?) şeklinde oluyor.

Kurt Sedlaczek peşpeşe sıraladığı bu sözlerden sonra biraz nefes alıyor ve bir “baba nasihati”ni örnek gösteriyor.

“Babam bana (her saniye yeni bir şey öğrenebilirsin. Ne zaman yeni bir şey öğrenemezsen o zaman öldün) derdi.”

 

DAHASI VAR…

Konvekta Müşteri Hizmetleri Müdürü

Kurt Sedlaczek’in şoförlerden şikayetleri var.

Bay Kurt, şikayetlerini şöyle sıralıyor:

“Klimada tek kayış kullanılıyor.

Kışın kayış sökülüyor, kasnak paslanıyor.

Şoförler problem çıktığı zaman servise geliyorlar.

Klimaya bakım yaptırmıyorlar.

Kendine iyi bakmazsan hasta olursun.

Cihazı da bir insan gibi düşün.

Bir insanın kalbinde sorun varsa, o çocuk doktoruna gidilir mi?

Şoför bakın için servise gelmeli.

Konvektada’ki servis saat ücreti 4 milyon 200 bin lira. Servis pahalı değil.”

Bir gün Kurt, şehirlerarası çalışan bir otobüse biner.

Otobüsün içi sıcaktır.

Klima çalışmaz. Yolcular şikayet eder. Şoför “klimam arızalı” der.

Kurt şoförün yanına gider ve “Klimanın bir arızası varsa yapabileceğini” söyler.

Şoför de ona “abi söyleme! ben  çalıştırmıyorum” diye cevap verir.

 

 

FARKLI GÖRÜŞLER…

Kurt Sedlaczek’ın söyledikleri böyle. Hep haklı değil.

Haklı yönleri var.

Bizim de eksiklerimizi tespit ediyor.

Fakat, büyük bir firmanın bölge müdürünün Kurt’a anlattığı şeyler de önemli.

“Otobüsü Bursa’dan sırf gaz bastırsın diye İstanbul’a gönderdik. Turdan çıktı.

İstanbul’da bir gün yattı.

Tamirden sonra otobüs, İstanbul’dan Bursa’ ya boş gitti.”

Bu arada söze başka bir otobüsçü girdi.

“Diyarbakır’dan İstanbul’a klima tamiri için otobüsü boş gönderiyoruz.”

Deneyimli bir şoför de şu eleştiriyi getirdi:

“Klima arka kapağı kapalıysa, otobüsün içinde buhar oluyor.

Açık ise, arkadaki yolcular üşüyor.

…Ve İstanbul’da servisiniz var ama garaja çok uzak.”

 

***

Kurt Sedlaczek’in  hassasiyetine bende çok teşekkür ediyorum.

Değişik açıdan görüşleri yansıttık.

Yorum sizlerin.

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

7-13 Mayıs 1999

Sayı: 74

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir