Kaynağı aramak mı, yüzeysel tepki mi?

 ÖYKÜYÜ geçmiş günlerde bir kitapta okumuştum.

Çok güzel mesajı var.

Sizlere de aktarıyorum.

 

FARKLI BİR YAŞAM

Bir okulda, öğretmenin biri, yağmurlu geçen bir hafta sonunun ardından, pazartesi sabah okula gelir.

Öğretmen sınıfa girer.

Sınıfında ortasında,  yerde bir su birikintisi vardır.

Hademeyi çağırıp, su birikintisini gösterir.

Silmesini ister.

Hademe bir bez getirip suyu kurular ve yeri siler.

Hava yine yağmurludur.

Öğretmen ertesi gün sınıfa girdiğinde aynı sahneyi görür.

Yine su birikintisi..

Yine hademe…

Yine bez…

Yine aynı senaryo tekrarlanır.

Öğretmen 3’ncü gün sınıfa girdiğinde yine su birikintisi ile karşılaşır. Bu defa bina amirini arar.

Durumu anlatır ve “3 gündür aynı olaylar karşılaşıyorum. Lütfen gelip bir bakar mısınız” der.

Yaşlı bina amiri birkaç dakika sonra sınıfın kapısında görünür.

Fakat elinde bez yoktur.

Öğretmen şaşkın bir bakışla, “yeri nasıl sileceksiniz” diye sorar.

“Silmeyeceğim” der yaşlı idare amiri…

“Ben sızıntıyı gidereceğim.”

 

***

Öykü böyle…

İnsanlar çoğu defa su birikintisini silmeye çalışıyor.

Problemin kaynağını arayıp “sorunu gidermek” düşünülmüyor.

Olaya “yüzeysel” bakılıyor.

yüzeyde” görünen olaya göre tepki gösteriliyor.

 

YA BİZİM DURUMUMUZ?

Öyküden hareketle bir de bizdeki duruma göz atalım.

Modern teknoloji ürünü araçlar kullanıyoruz

Elbet her araç gibi otobüsler de arıza yapar.

Yapıyor da…

Arızanın giderilmesi için servislere gidiliyor.

Şu arıza, bu arıza…

Hep bilenen şeyler.

Aynı dertler devam ediyor.

Bayiiler ve servisler “müşteri memnuniyeti” çerçevesinde toplantılar düzenliyor.

Amaç sorunları tespit etmek.

“İyileştirme” yolunu seçmek.

Sorunlar belli.

Hep aynı olaylar, aynı sorunlar gündeme  getiriliyor.

Toplantıları üretici firma yöneticileri de izliyor.

Sorunu fabrika da biliyor.

Sorun fabrikada çözülmeli.

Serviste değil!

Hele hele, yeni modeller çıkıyor.

Teknolojide “aşama” kaydediliyor.

İnşallah aynı sorunlar olmaz.

Önemli olan sorunun kaynağını çözmek.

 

MAN BULUŞMASI…

Derneğimiz temsilcileri ve otobüsçüler, hafta sonu MANAŞ’ın davetlisi olarak Ankara’daydı.

Yurt dışındaki yoğun iş programım uzadığı için bu nazik davete katılamadım. Üzgünüm…

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

14-20 Mayıs 1999

Sayı: 75

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir