BU KRİZ GEÇİCİ

OTOMOTİV sektörü uzun zamandır “sıkıntılı” günler geçiriyor. Kapasitelerini kullanmakta zorluk çeken fabrikalar “işçi çıkarmak” dahil, bir dizi “tasarruf” tedbiri ile ayakta kalmaya çalışıyor.

Bu yılın ilk üç aylık döneminde otomobil satışları önceki yılın aynı dönemine göre büyük ölçüde azaldı.

Yerli üretim düştü, ithalat da geriledi.

Sektörün sıkıntıları Otomotiv Sanayicileri Derneği tarafından dile getiriliyor.

İktidar da soruna çözüm bulmaya, sistemin işlemesine katkıda bulunmaya çalışıyor.

Otomobil satışını teşvik için “vergi indirimi” sağlandı.

Buna rağmen piyasalarda “yaprak kımıldatacak rüzgar” esmiyor.

Görünürde herkes görevini yapıyor.

Ne var ki, unutulan bir unsur var: piyasa otomobile doymuş.

Peki, ne yapmalı?

 

BİR ETKEN OLMALI

Otomobillerden başladık, devam edelim…

90’lı yılların ortalarında başlayan 3 S dönemi (Sale-Satış, Spare Parts-Yedek parça, second hand-2’nci el) yerini 4 S’e bırakıyor.

Plazalarla birlikte müşteriye satış, servis ve yedekparça hizmetini bir çatı altında veren otomobilciler şimdi de 2’nci el satış hizmeti sunmaya başladılar.

Nissan otomotiv 4 S uygulaması çerçevesinde “2’nci el merkezleri” kuruyor. Nissan bu merkezlerde, otomobilini yenilemek isteyen “Nissan müşterileri”ne hizmet veriyor.

 

GELELİM OTOBÜSÇÜLERE

Bizim piyasa otomobilcilerle aynı paralelde sıkıntı aynı. Peronlar yolcunun talebi doğrultusunda sürekli “yenilenme” telaşı içinde. En son teknoloji takip edilecek. Kullanan rahat edecek. Hem de, “müşteri memnuniyeti” sağlanacak. Otobüsçü, eski otobüsünü satıp “finansman kaynağı” olarak kullanıyordu. Yani eskiyi satıp, yenisini alıyordu. Şimdi eski otobüsünü satamıyor. Sistem tıkandı. Piyasa otobüse doydu. Buna rağmen “peron talebi” yüzünden imkanlar zorlanarak alım yapılıyor. Ne kadar sürecek dersiniz?

Derneğimizin “Antakya Toplantısı”ndan önce gazetemizin 13 kasım 1998’de yayınlanan 49. sayısında “4 S’e doğru bir gidiş gerekmiyor mu?” “Eskiyi getir yenisini al sloganı durgun piyasaya hareket kazandırır mı?” demiş ve olayı tartışmaya açmıştım.

Yeni yıla girdiğimizde bu yönde çalışmayanlar ve uygulanmayanlar yapıldığını gördük. TEMSA projeyi gerçek anlamda yürütmeye başladı. Açtığı kampanya ile üretimin de önünü açtı. Şimdi eski otobüsü alıyor, yenisini veriyor. Eski otobüsü de dış piyasaya pazarlıyor. Piyasayı rahatlatacak formülü TEMSA gerçekleşti. Şimdi MANAŞ’ın da böyle bir proje üstünde çalıştığını duyuyoruz. Her iki firmanın pazardaki payı belli. Pastanın büyük parçası Mercedes’e ait. Bu grupta  benzer bir projeyi devreye sokmaya çalışıyor. Zorluğu var.

Sıkıntılı bir iş!

Üretici firmalar Türkiye şartlarında bütün projeleri uygulamakta zorlanabilir. Ancak daha esnek çalışma gösteren “galericiler” sisteme sokulabilir. Bu konuda derneğimizde öncülük edebilir. Bugün içinde bulunduğumuz kriz geçici. Ama bu krizi en az hasarla atlatmak için, diyalog zemini’ni güçlendirmemiz gerekir. Derneğimizin düzenlediği Bölge Toplantıları bu açıdan en uygun ortamı hazırlıyor. Ümid ederim seçimlerden  sonra yapılacak Kayseri Toplantısı sektöre yeni bir ufuk açacaktır.

 

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

9-15 Nisan 1999

Sayı: 70

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir