Geçmişi satın alamazsınız

GEÇENLERDE dernek başkanımız Mehmet Özcan ile sohbet ediyoruz.

Konumuz tabii ki sektörle ilgili.

Sayın Özcan’ın “renkli” bir kişiliği var. Sohbetlerinin tadına doyum olmaz.

Bir ara çay servisi yapıldı.

Başkan ayakta, çayının şekerini attı.

“bak” dedi.

Yine ayakta, zar atar gibi elini sallayarak “çaya bir şeker at, karıştır, erir. 2 şeker at erir. 7…8 şeker at erir” diye konuştu.

Sonra durdu ve sordu; “15 şeker at… erir mi?”

Cevabı kendi verdi:

“erimez!

Çünkü çay şekere doydu.”

“piyasa da otobüse doydu!”

Başkan böyle söylüyor.

Örnek güzel…

 

GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ…

Bir zamanlar 0 302 “altın çağı”nı yaşıyordu. Üreten de kazanıyordu, kullanan da…

Kullanırken çok kazanıyorduk.

Hatta satarken de otobüs prim yapıyordu.

Kalıp masrafı “sıfır”dı. İşçinin eli alışmış, üretim sağlıklı yürüyordu.

İşçi otobüsü adeta gözü kapalı yapıyordu.

Bu, dündü…

 

ÇARK DÖNECEK

Artık 160 bin marklık (0 302) otobüs yerine “modern teknoloji ürünü” 350-450  bin marklık araçlar kullanılıyor. Biz “garaj gözlüğü” ile bakıyoruz, üretici firmalar “dünya ölçüsü”nde bakıyor…

Sadece Türkiye pazarı ölçü alınarak otobüs üretilemez. Gelişen teknoloji otobüs üreten firmaları da “daha iyi”yi bulmaya yöneltiyor. Onlar çalışıp, üretecek bizler satın alacağız. Çark böyle dönecek.

Zaten bizi, yeni ürün satın almaya “yolcu tercihi” sürükleyecek.

5 yılda bir, “değişmek” zorundayız. Görünen o ki, artık 5 yılda bir otobüs parkımızı yenilemek konusunda planlar yapacağız. Artık otobüsçüler de dünya ölçüsünde düşünmek zorunda. Düşünmeyenler “otobüsçülük tarihçesi”nde yerini alacak.

Bugün görünen manzara böyle!

 

EN BÜYÜK SORUN

Firmalar yeni modeller üretiyor, üretecek…

Yeni otobüs alacağız. Yolcu sayısı belli, sefer sayısı belli.

Peron otobüse doymuş.

Peki, fabrikalar ne yapsın? Üretmesin mi?

 Otobüs üreticileri arasında da rekabet var.  Biri yeni model  çıkarmazsa, diğeri çıkaracak.

“yeni model çıkarmayın” demek çözüm olmuyor.

Gerçekçi olalım! Fabrikalar yeni mamul üretmek zorunda.

Gelelim bizim cephemize..

Elimizdeki eski modeli satacağız ki, yerine yenisini koyalım.

Eski otobüsün satış şansı var mı?

Varsa kaça satacağız?

En büyük sorun finans!

Yani, eski otobüs ile yeni araç sayısındaki farkı nasıl yeneceğiz?

Asıl sorun bu!

 

ALANLAR, ALMAYANLAR…

Bir yanda yatırım değerleri artıyor, diğer yanda yeni modeller çıkıyor.

Peron tercihi firmaları yeni alımlara sevkedecek.

Almayan güç kaybedecek.

Ya alan nasıl ödeyecek?

Şimdi böyle bir kuşku var.

Eskiden otobüsçünün sermayesi bir liste, bir kalem ve bir telefon’du.

Dün olaylara “garaj gözlüğüyle” bakıyorduk. Bugün kavram çok farklı!

Geçmişi satın alamayız.

“altın çağ” geride kaldı.

O defter kapandı.

Bu yüzden gelecek  için proje üretelim. Tedbir alalım!

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

19-25 Mart 1999, Sayı: 67

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir