Bir okuyucu mektubu

 KARAYOLU yolcu taşımacılığı sorunlarına bugüne kadar “tek açı”dan bakmadık. Hep “kurumlaşma”yı savunduk.

“İyileştirme”ye yönelik programların otobüs firmaları tarafından titizlikle takip edildiğini gördük.

Gururlandık.

“İnsana saygı” konusunda otobüs firmalarının özen gösterdiğinin de yakın tanığı olduk.

Onları alkışladık.

Aramızdaki “çürük elmalar”ın varlığını da biliyoruz.

Üzerimize düşeni yapıyoruz.

Israrla savunduğumuz bir başka tezimiz “Kazalar toplum bilincinin artması, refah seviyesinin yükselmesiyle en aza iner” şeklinde oldu.

İlkelerin korunmasında ısrarcıyız. Bu yönde ilerlerken yalnız olmadığımızı da görüyoruz.

Sektör dışından “düşünen kafalar”ın varlığını öğreniyoruz.

Yolcularımızla, okurlarımızla artık karşılıklı yazışıyoruz.

 

DÜŞÜNEN KAFALAR

Bu hafta köşemi, gazetemizi takip eden değerli bir bilim adamının düşüncelerine emanet ediyorum.

Halk Sağlığı Öğretim üyesi Prof. Dr. Turhan Akbulut’an bir mektup aldım. Görüşlerimizin değerli bir bilim adamı tarafından paylaşılması, gerçekten övünç duyulacak bir olay!

Gelin, Sayın Prof. Dr. Turhan Akbulut’un düşüncelerine birlikte göz gezdirelim:

 

SORUN, HALK SAĞLIĞIDIR

“Sayın Karaali;

19-25 Şubat 1999 tarihli GÜLEGÜLE gazetesi’nde trafik kazaları ile ilgili yazınızı çok dikkatle okudum.

Ülkemizin en önemli sektörlerinin başında gelen “karayolu taşımacılık” sektörünün sözcüsü durumundaki gazetenizde, trafik kazalarının tartışılması, sebeplerinin araştırılması, beni bu mektubu yazmaya götürdü.

Ve ben görüşlerimi, bir halk sağlığı öğretim üyesi olarak belirtmek istedim:

Trafik kazaları, bir halk sağlığı konusudur. Tıpkı tifo gibi, tüberküloz gibi. Çağdaş sağlık anlayışımızda, bütün sağlık sorunlarının “çok sebepli” olduğu kabul edilir.

Trafik kazaları için de aynı görüşü ileri sürebiliriz.

Yazınızda, bu yaklaşımı gördüm.

Kazaların üç önemli ve esas niteliklerini vurguluyorsunuz.

1.       Trafik  kazaları çok boyutlu bir sorundur.

2.       Trafik kazaları az gelişmişlik sorunudur.

3.       Profesyoneller, yolu amatörlerle paylaşmaktadır.

Bu görüşlere katılmama olanağı yoktur.

Trafik kazalarının sebeplerini araştırır ve önlemlerini bu sebeplere göre almaya çalışırken, yüzeysel ve rastgele görüşlerle kısıtlı kalınırsa bir sonuca varılmaz.

Bu gün olduğu gibi…

Her gün trafikle iç içeyiz ve ben trafik kazalarına  karşı alınan önlemlere bakıyorum: Ehliyet ve ruhsat muayenesi, kemer kullanımı, alkol testleri gibi olayı tek sebebe bağlama alışkanlığı.

Acaba, bunlar tam olarak yerine getirilmiş olsa, kazalar azalır mı? Bu sorunun cevabı her gün gördüğümüz kazalardır.

Yazınızda belirttiğiniz gibi, trafik kazaları “çok boyutlu” bir sorundur. Kuşkusuz “az gelişmişlik” sorunudur.

Kanımca, bunlara ek olarak, ve belki de asıl sebep olarak, kentleşmenin getirdiği karmaşık sosyo-ekonomik olayların sonucudur.

Disiplin ve saygıdan uzak bir ortamda yaşayanların trafik içine girişidir. Siz, bunu, daha yumuşak olarak ve başka bir deyişle “trafiği profesyonellerle amatörlerin paylaşması” şeklinde belirtmişsiniz. Bütün bu görüşmelerle, trafik kazalarının kısa bir zamanda azaltılabileceğine inanmıyorum.

Çünkü bu, bir az gelişmişlik ve kültür durumları çok ayrı kişilerin  bir arada yaşamasıdır.

Sizi, konuyu objektif ve realist bir nitelikte ortaya koymanızdan ötürü tebrik eder, saygılar sunarım.

Prof. Dr. Turhan Akbulut

Halk Sağlığı Öğretim Üyesi.

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

12-18 Mart 1999

Sayı: 66

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir