Kaliteyi müşteri belirler

OTOBÜS geri manevra yapacak…

Şoför direksiyon başında, muavin arkada yardımcı olmaya çalışıyor: “Gel, geel. Sol yap… Hooop!”

İşte, böylesine komutları hemen hemen her seyahatte duyarız.

Galiba dillere takılan bu hoş cümle de tarihe karışacak. Tabii otobüs üreticisi firmalar ve tüketici olarak biz otobüsçüler istersek…

 

YENİ GELİŞMELER

Bosch, “parkpilot” adıyla “ultrasonik geri manevra ekiplanı” üretti.

“Parkpilot” için gerekli okuyucu (sensor) ve denetim birimi, araç tamponlarına kolayca uygulanabiliyor.

Araç geri vitese takıldığında “parkpilot” işlevsel olarak kendi sistemlerini denetliyor. Sürücü 3 metreden 30 santime kadar olan uzaklığı alette görüyor.

Sistem çok basit. Pahalı da değil…

 

Yeni geliştirilmiş bir sistem daha var:

Hızölçer… Fren sistemiyle uyumlu bir aygıt.

Bir aracı sollayacağınız zaman, sizin ve önünüzdeki aracın hızını ölçüyor. Aygıt: araç sollama imkanı dahilinde değilse, fren sistemini devreye sokuyor.

Yani şoförü devreden çıkarıyor. İstenildiği kadar gaza basılsın, fren sistemi devreye girdiği için araç hız almıyor.

 

AVRUPA’DAN ÖRNEKLER

Avrupa’da kullanılan otobüslerde var. Ön ve arka kapılar için yeni bir “emniyet sistemi” getirilmiş.

Otobüs kapıları yanına bir “açma düğmesi” yapılmış. Araç kaza yaptığında, dışarıdan bu düğmeyi çevirdiğiniz zaman sistem kapıyı açıyor.

Bu sistem İtalya ve Fransa’da var.

Otobüsün yanlarında araç boyunca aralıklarla “ışıklandırma” koyulmuş.

Amaç: kaza sırasında yan dönmüş aracın, karşıdan gelen tarafından görülmesini sağlamak.

Bizde üretilen otobüslerde de sadece “kedigözü” var. Bizde kaptanlar genellikle göbeklidir, kiloludur. Ufak bir kazada göbeği direksiyona sıkışıyor. İç kanama geçiriyor. Hostes koltuğunda oturan, ölümle burun buruna gelebiliyor. Neden bu koltuklara air-bag konulmaz?

 

DERS ALINMALI

Bunları neden yazma gereği duyduk?

Her kazadan bir “ders” alınmalı.

…. Ve her kazadan sonra yeni bir “kural” ortaya konmalı. Yeni araçlar üretiliyor. Üretici firmalar  bu teknolojiyi bilmiyor mu? Biliyor…

Türkiye’deki üretici firmalar “kanuna uygun” araç yapıyor.

“Türkiye normlarında bunlar yok” diye, son gelişmeler tatbik edilmiyor.

Bir de otobüs motorlarında “Euro I” ve “Euro II” meselesi var.

Dünya “çevreci motor” Euro II”yi kullanıyor.

Bizde de olsun!

Perondan çıkacak 0 403’ün geleceği ne olacak? Örnek: İstanbul-Silivri çalışmaz. Şehir içinde de kullanılmaz. 0 303 ve         0 304 gibi değil.

Turizm için yeni araç yapılıyor. Geriye ihraç yolu kalıyor. Yine handikap var. Zira, ihraç edeceğimiz ülkeler artık Euro II normlarını kullanıyor.

Türkiye, Euro I normlarını kullanan ender ülkelerden biri.

 

BİR BEDELİ VARSA…

Otobüs üreten firmalar merak etmesin. Otobüsçüler her yeniliğe, her gelişmeye açıktır. Modern teknoloji ürünü araç kullanılmış olmakla övünüyoruz. Lüksün, rahatlığın ve emniyet sisteminin de bir bedeli vardır. Otobüsçü, bunun bedelini öder.

400 bin, 500 bin Mark’a otobüs alanlar bu maliyet farkını da karşılar. Meslektaşlarımıza dönelim.

Kullandığımız araçlarda “emniyeti”  arayalım. Her üretilen aracı alıp, sonra şikayet etmek gibi bir huyumuz var.

Şikayet etmeden önce üretici firmalara “önerilerimizi” sunalım.

Kaliteyi müşteriyi belirler!

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

26 Şubat – 4 Mart 1999, Sayı: 64

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir