Sermayeden yiyoruz

  ESKİ ve tecrübeli işletmeci Zeki Kızılkaya anlatıyor: “60’lı yıların sonu. İlk İstanbul -Van’a girdiğinde zamanın valisi, belediye başkanı ve halk bizi törenle karşıladı. Vali bizi alnımızdan öptü. Müthiş bir törendi…

Bir başka gerçek: çok değil, daha 85 yılında bir otobüs İstanbul -İzmir-İstanbul seferinde 2 çift lastik parası kazanıyordu. Bugün aynı sefer sonunda esnafın eline 50 milyon lira kar kalmıyor.

160 bin Mark’lık otobüs (O302) kullanıyordu. Araç kendini 12 ayda amorti ediyordu.

Otobüsçülük “Altın yıllar”ını yaşıyordu.

               ***

Dünyada ve Türkiyemiz de, yolcu taşımacılığı alanında ne gelişmeler oluyor, ne tür “Mega Projeler” tartışılıyor, hayata geçiriliyor?…

Biz birbirimizle boğuşmaktan gelişmeleri fark edemiyoruz. Günlük, günübirlik yaşıyoruz.

Denizcilik İşletmeleri, Türkiye’de halkı deniz yollarına özendirmek amacıyla büyük adımlar atmakta, projeler geliştirmekte… İstanbul-İzmir arasında Ucuz ve lüks “Yüzer oteller” gidip gelmekte.

Diğer taraftan İstanbul Deniz Otobüsleri proje üstüne proje geliştiriyor. Hızlı deniz otobüsleri için yeni hatlar açılıyor. İstanbul-Yalova, İstanbul Bandırma…

Hükümet; kamuoyu baskısı sonucunda, “Raylı sistem”e ilişkin “Mega projeler”i hayata geçirmek için “Kaynak” arayışında.

İstanbul-Ankara arasında Hızlı Demiryolu ihalesi 7 Ocakta “Start” aldı.

Bu arada “İzmit Körfez Projesi” ihale edildi. 3 sene zarfında tamamlanacak. Çanakkale Köprüsü projesi de hazır.

Bu projeler, çağdaş ve modern Türkiyemiz için gereklidir. Ülkemizin ulaşacağı “Çağdaş seviye” hepimizi sevindirir.

Devlet katında yapılan bu çalışmalar, bizim sektörümüzü olumlu-olumsuz yönde etkileyecektir. Alt sektördeki gelişmeleri göz ardı etmemeliyiz.

Peki, ne yapılabilir?

Sektörün geleceğini tartışalım.

Yarın’ı, geleceğimizi tartışalım.

Bu platforma üniversiteleri ve sigorta şirketlerini de çekelim.

Karayolu yolcu taşımacılığı” kavramı yerine “Yolcu taşımacılığı” kavramını koymamız gerekir.

Reel bazda gelirimiz azalıyor, giderimiz artıyor…

Sektör “Gelişen Türkiye”ye “Uyum” sağlıyor. Hatta otobüsçülük, Türkiye’den fazla gelişti. Hizmetin kalitesi arttı.

Bunun gereği olarak “İşletme giderleri” yükseldi. Ama bunun paralelinde bilet fiyatları düştü.

Bugün; İstanbul’da, İzmir’de, Bursa’da… Bir yazıhanenin bedeli 300–350 bin dolar!

Garaj çıkışları ve paralı yol giderleri arttı. Her köşede yeni terminaller açma gereği doğdu. Personel sayısı her yıl katlanarak artıyor.

İşletme açısından yeni vergiler “Ekstra yük” olarak bindi.

Sigorta ve trafik kanunu’nun  Yetersiz” oluşu “İflaslara” yol açıyor.

Garanti hizmetlerinden faydalanma maliyetleri çok yüksek. Bakım-onarım pahalı!

Mazot dövize endeksli, her gün litre fiyatı yükseliyor, zamlanıyor.

Artık 165 bin marklık otobüs yerine (O302), modern teknoloji ürünü 450 bin marklık araçlar kullanılıyor. Eskiden bir otobüs kendini 12 ayda “Amorti” ediyordu. Şimdi 60 ayda edemiyor.

Yeni araç, eski yol… Yeni ve modern araç, eski yollarda kullanılıyor. Bu da maliyeti yükseltiyor.

               ***

Reel olarak azalan bilet fiyatları, reel olarak artan maliyetler; kargo şirketlerin gelişmesi sonucu, kargo gelirleri düştü.

30–40 DM. Arasında sattığımız bileti, bugün 10–12 Marka satıyoruz.

Sektör menfaatlerini koruması için “Mesleki dayanışma”yı “Daha etkin” kılmamız lazım. Kısa sürede çözüm, bilet fiyatlarını arttırma yollarını bulmak…

Rekabet, sektörü giderek fakirleştiriyor.

Çözüm birlikte bulunmalı.

 

 

Latif Karaali – Gülegüle

8-14 Ocak 1999

Sayı: 57

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir