Otobüsçülük un değil, ün yapar

 ESKİ bir anekdot… 50’li yıllar… İşadamı Vehbi Koç Türk Eğitim Vakfı’nın şube kuruluşu için Bursa’da… Vakfın işadamlarına tanıtımı için bir yemek veriliyor.

Bursalılar “Bu da bizim Koç’umuz” diye Kamil Bey’i Vehbi Bey’e tanıştırılıyorlar.

Vehbi Koç, Kamil Koç’a “Ben de sizi tanımak istiyordum. Yolcularınız beni evden telefonla arıyor. Sizin firmanızla ilgili isteklerini bana bildiriyorlar” diyor. Konu, soyadı benzerliği…

Vehbi Bey bir teklifte bulunuyor: “Bizi karıştırıyorlar… Kamil Bey, şu yolcuların beni rahatsız ediyor. Ya sen bırak Koç’u, ya ben bırakayım.”

Salona sıcak bir sohbet havası hâkim. O hava içinde Kamil Bey “Ben Koç’tan memnunum. Size 2 otobüs vereyim, siz bırakın Koç’u diyor.

O gün “Latife” ile başlayan dostluk, bugün, iki ailenin çocukları, torunları tarafından sürdürüyor…

Vehbi Koç da, Kamil Koç da Türkiye’ye “Damgasını” vurmuş başarılı iki büyük iş adamı… Her ikisi de rahmetli oldu. Hatıralarını saygıyla anıyoruz.

 

KAMİL KOÇ’UN ÖĞÜDÜ

 

Bir başka anı: Yine 50’li yıllar…

Bugün Dernek Başkan’ımız olan Mehmet Özcan ile Kamil Koç arasında “Ağabey-Kardeş” ilişkisi vardır.

Kamil Koç’un öğüdü şöyle olur:

Sen gençsin. Becerilerin var. Başarılı bir işadamı olacağına inanıyorum. Ama başka ticari alanlarda şansını dene.

Sakın ola ki seni kıskandığımı sanma. Ben Kamil Koç’um. BU MESLEK UN DEĞİL ÜN YAPAR.

 

VEHBİ KOÇ ANLATIYOR

 

Bir anı daha: Vehbi Koç İstanbul’da trenle Ankara’ya gidiyor.

Yemek zamanı… Kompartmanından çıkıp Vagon Restoran’a giriyor.

Oturacak yer arıyor. Sarışın bir hanımın yemek yediği masada, tek boş yer görüyor. Masaya doğru yöneliyor.

Vagon restoran’da oturan bir zamanların starı. Film yıldızı Neriman Köksal…

Kadın Vehbi Bey’e aşina geliyor, ama nereden tanıdığını çıkaramıyor.

Ben sizi bir yerden tanıyorum” diye söze başlıyor. Sarışın hanım tokalaşmak için elini uzatıyor ve kendini tanıtıyor:

Ben Neriman Köksal.”

Ben Vehbi Koç.”

Neriman Köksal “Otobüsleri olan mı?” diye soruyor.

Bir vesile ile karşılaştıklarında Vehbi Koç, olayı Kamil Koç’a naklediyor.

Otobüsçülük un değil, ün yapıyor…

 

AT’IN GEM’İ…

 

Anekdotlar eski… Eski ama, sektörü ifade yönünde büyük anlam taşıyor.

Müşteriye olan saygı ve ilgi, arzu edilen “İz”i işte böyle bırakıyor.

Durum, sektör açısından dün böyleydi… Bugün de…

Müşteri memnuniyeti” açısından hemen her fedakârlık yapılıyor. Bu özellik otobüsçünün “Ün” kazanmasını sağlıyor. Ama, aradaki rekabetten dolayı, otobüsçü para kazanamıyor…

Yani “Un” sağlayamıyor.

Otobüsçü işini “Alışkanlıkla” yapıyor. İşletmeciler, genellikle baba mirasını sürdürüyor.

Biz karlı bir sistem kurmak durumundayız. Bilet fiyatlarını yukarı çekmek zorundayız. “At”ın “Gem”i, bilet fiyatları…

Otobüs bilet fiyatlarını yukarı çekmenin yollarını aramalıyız.

Almanya’da, Berlin-Münih arası 99 mark. Türkiye’de, Ankara-İstanbul ortalama 15 mark! Mesafe aynı ama, bilet fiyatları arasında “Uçurum” var.

Akılcı düşünce”ye gelmemiz gerekir.

Yıkıcı rekabet”i değil, “Ortaklaşa rekabet”i hayata geçirmemiz lazım.

Yolcu taşımacılığı yapan alt sektörlere bakalım… İşte THY! Her fırsatta fiyat ayarlaması yapıyor.

Motorine her gün zam geliyor!

 

MUTLU BİR GELECEK İÇİN…

 

İşte, mübarek Ramazan’ı da bitiriyoruz. Bayram’ı idrak edeceğiz.

Ramazan Ayı boyunca çok iyi “İftar sofraları” oldu. Meslektaşlarımız “Dayanışma” içinde, birlikte iftar açtı.

Bu havanın “Bilet fiyatlarına yansımasını”da sağlayalım… Aklımızı kullanalım “Mutlu bir gelecek için” ikinci, üçüncü kuşakları yetiştirelim.

Otobüsçülük un değil, ün yapar…

Nice bayramlara!

 

Latif Karaali – Gülegüle

15-21 Ocak 1999

Sayı: 58

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir