Türkiye otobüsçülükten fazla gelişmedi.

 SELAHATTİN Duman Sabah Gazetesi’nde herkesin zevkle okuduğuna inandığım yazılar kaleme alıyor. Güzel bir üslubu var… Bazen “Yine kaş yapalım derken göz çıkardık” diyerek yazılarına itiraz edenlere “Cevap hakkı” da tanıyor.

Cevap hakkı”na sahip olanlar yazının sonunda mutlu oluyorlar mı bilemem. Selahattin Bey kendine özgü üslubu içinde iyi idare ediyor. O’nun –Kendi tabiriyle- “Fırça” yedikten sonra “Özür dilemesi” de bir başka âlem!

Geçenlerde “Muavinlik, Hosteslikten İyi…” diye bir yazısı yayınlandı.

Selahattin Duman, o güzel üslubu içinde, Kırşehirli Gazeteci Mehmet Atılgan’ın kitabından esinlenerek otobüsçülerden girip, Türk Hava Yolları’ndan çıkmış…

Selahattin Duman Türk Hava Yolları’na temas ederken “Yolcu taşımacılığı zor iştir. Hele bu işi havadan yapmak daha da beter…” diyor.

               ***

Zaman insan için önemli. Biz de hem yurtiçi, hem yurtdışı seyahatlerimizde Türk Hava Yollarını tercih ediyoruz.

Ama öyle olaylar meydana geliyor ki “İşletmecilik” adına üzülüyoruz.

Müşteri kırılıyor, rencide oluyor.

Mesela; sabah seferlerinde günlük gazeteler dağılır. Hostesin servis arabasında 5-6 çeşit gazete vardır. Hostes, anket yapan eleman edasıyla sorar: “Hangi gazeteyi okuyorsunuz?” Cevaba göre, isteği karşılar.

Ne var ki, ilk koltuklarda başlayan bu “Jest” uçağın ortalarına gelmeden biter. Yolcunun büyük bölümü “Mahrum” kalır.

Yolcu sayısı belli. Eldeki gazete miktarı da… Kırgınlığa, küskünlüğe meydan vermeyecek bir organizasyon neden yapılmaz?

(Sayın Duman, gazete olayını biraz kurcalayınız. Altından ya organizasyon eksikliği, ya da –Temenni etmiyorum ama –bir suiistimal çıkar.)

Uçaklarımızdaki “İkram” konusu da ortada… Otobüsçülerimiz ise, havayolcularla kıyas kabul etmeyecek derecede “Mükrim

               ***

Mehmet Atılgan’ın kitabından alınmış otobüsçülükle ilgili anekdotlar, Selahattin Duman’ın yazısına “Renk” katmış.

Ancak kıyaslama sırasında kullandığı “Bile” kelimeleri, karayolu yolcu taşımacılığı sektörüne mensup biri olarak, beni “Olumsuz” etkiledi.

Hele ücretlere ilişkin gösterdiği “Otobüsçü mantığı” küçümsemesi var ki; “Tecrübeli eleman” diye “Tutturan” Selahattin Duman’ın mantık örgüsüne-bence-yakışmıyor. Kaptanından muavinine, hotsundan hostesine, otobüsçü “Aşkla” çalışır.

Selahattin Duman’ın “Otobüsçü yolcusu” olduğunu zannetmiyorum. Durumu tam bilemez. Bilmemekte de mazurdur. Kusur bizde. Meselemizi biz tam anlatamamışız.

Bu yüzden Selahattin Bey’e; gocunarak, alınarak cevap vermiyorum.

Kırşehirli kâtip olayı doğrudur. Otobüsçülük tarihinde bunlar olmuştur. Olagelmektedir de.

Sayın Duman yazısına “Otobüs yazıhaneleri arasında yıllardır süren gayrı resmi savaş hallerinden biliyorum…” diye başlamış.

Doğrudur. Bu tür olumsuzluklar bugün de var. Ancak, otobüsçüler kendilerini “Yenilemek” açısından ciddi çalışmalar içinde. Kötü örneklerin sayısı giderek azalıyor.

Türkiye’de yılda ortalama 162 milyon insan; hava, kara ve deniz araçlarıyla şehirlerarası yolculuk yapıyor. Seyahat eden 162 milyon insandan 154 milyonu otobüslerle bir yerden bir yere ulaşıyor. Türkiye’nin her yanına, sadece İstanbul’da 2000’i aşkın yolcu otobüsü kalkıyor. Hepsi dakik!

Firmalarımız kurumsallaşma yönünde önemli adımlar atıyor. Türkiye’de otobüsçü daha sorumlu davranıyor. Müşteriye çok daha iyi hizmet veriliyor.

Otobüsçülük çağa uygun olarak kendini yeniliyor, aşıyor. Türkiye, otobüsçülükten fazla gelişmedi.

               ***

Selahattin Duman’ın renkli bir kişiliği var. Gazetecilikten başka alanlarda da becerilerini gördük. Hele son Demirdöküm reklâmındaki “Mesaj”ı bir harika!

THY’de olan aksaklıklar otobüslerimizde olmaz. Gecikmeleri “Gına” getirdi.

THY’nın iç hatları için aldığınız bileti kaybettiğinizde karşılığını alamazsınız. Bizde öyle bir sorun çıkmaz.

Seyahat etmekten vazgeçtiğimizde otobüs biletinizi iade edebilirsiniz. Satılan mal geri alınır.

Otobüsü kaçırdınız. Biletiniz elinizde kalmaz. Hemen bir başka seferle seyahat etmeniz mümkün.

Türkiye’de otobüsçü “Tüketici hakları” konusunda daha sorumlu davranıyor. Müşteriye çok daha iyi hizmet veriliyor.

Galiba bir eksiğimiz var: Kendini ifade edebilmek… Çok zor’u başardık. Bunu da aşacağız.

Latif Karaali – Gülegüle

31 Aralık 1998

Sayı: 52

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir