Garanti tartışmalı

 DERNEĞİMİZ UATOD’un düzenlediği Trabzon Bölge Toplantısı’nda bir gerçeği yaşadık.

 Toplantıda sorunlara hem işletmeci, hem de üretici gözüyle bakıldı. “Şeffaflık” konusunda önemli bir adım atıldı.

Bugün yeni bir toplantının çalışmaları başladı. 13-14 Kasım tarihlerinde aynı bölge toplantısı Antakya’da yapılacak.

Üreticisinin de, tüketicinin de iyi hazırlık yaparak gitmesi gerekir.

Trabzon toplantısında şunu bir kere daha tespit ettik:

               ***

Biz otobüsçüler, fiyatı ön plana çıkarıp rekabet ediyoruz.

Otobüs üreten firmalar da bizden farksız. Onlar da “Rekabet” içindeler.

Nasıl yapıyorlar?

Biri 400 bin Mark’lık, diğeri 200 bin Mark’lık araç üretiyor.

Yani, “Segmend” bazısında rekabet ediyorlar.

Biz de “Segmend” farkı var. Ankara’ya 2 milyon liralık bilet kesen firma da var, 5 milyonluk kesen de…

İki taraf için de, durum böyle.

Şu özelliği unutmamak gerek: Biz otobüsçüler; rakibiz ama meslektaşız.

Otobüs üretenler arasında da rekabet var. Ama onlar da meslektaş.

Biz; birbirimizi anlamak, aramızdaki “İletişim eksikliği”ni ortadan kaldırmak durumundayız.

Karşılıklı olarak “Sistemi iyileştirmek” zorundayız.

Üreteceğimiz projeleri uygulama alanına sokmak, işimizi daha da kolaylaştıracak.

Tüketici Yasası’na baktığımızda “Garanti süresi, malın teslim tarihinden itibaren başlar ve asgari 1 yıldır” deniyor. Kanunda bu hüküm olmasa, tüketiciye garanti verilecek mi?

Otobüs üreten firmalar garanti konusunda neden “Asgari” ölçüyü kabul etmiyor?

Üretici firma piyasada yerini korumak istiyorsa yedek parçada, serviste, garantide “İddialı” olmalı.

               ***

Teknolojinin gelişmesi kullanılan araca “Garanti sağlamlılığı” getiriyor.

Üreticinin garanti masrafı azalıyor. Bu özellik “Kar”ı arttırıyor.

Tüketici otobüsü satın alırken garantiyle ilgili maliyeti zaten ödüyor.

Bu “Kar”ın tüketiciye yansıtılması gerekmez mi?

Bundan hem biz otobüsçüler, hem de otobüs üreticileri kazançlı çıkacak.

               ***

Türkiye’deki üretici firmalar dünya ölçüsünde çalışıyor.

Bir Mc Donald’s dünyada aynı standartta üretim yapar.

Ama Türk insanının damak tadına uygun Burger King “Wopper”ı çıkarınca, buna karşılık Mc Donald’s “Mc Ekstra”yı yani “Bizim köfte”yi üretti.

Her ülkenin olduğu gibi, Türkiye’nin de kendine özgü bir durumu var. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi “Garanti” konusunda “Türkiye’ye özgü” bir iyileştirme yapılabilir mi?

Yakın bir gelecekte “Aslında biz otobüs satın almıyoruz. O’nun sadece kullanım hakkını satın alıyoruz” şeklinde bir zihniyet hâkim olacak mı? Garanti tartışılmalı!

 

 

Latif Karaali – Gülegüle

23-29 Ekim 1998

Sayı: 47

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir