“O KAFA”

 RAUF Tamer ara sıra “O kafa” başlığını taşıyan ve ibretle okunan makaleler yazar. Dengesizlikleri, çağa uyum sağlamayanları örnekler vererek eleştirir. Bugünlerde yazmıyor.

                   ***

MİLLİYET Gazetesi’nde “Utanç Ekspresi” başlığı ile bir röportaj yayınlandı. Nedim Şener’in röportajı, Yurttaş Tümer’in çarpıcı fotoğraflarıyla acı bir gerçeği yansıtıyor.

Diyarbakır’dan kalkıp Arifiye’ye giden 52517 sayılı posta treninde, her seferinde tam bir “İnsanlık dramı” yaşanıyor.

Vagonlarda üst üste 700 kişi, aç-susuz 53 saat “İşkence” çekiyor. Tuvaletler daha ilk saatte tıkanıyor. Trende bir damla su verilmiyor. Gece ışıklar yanmıyor…

12 kişilik kompartmana 25 insan sığışıyor. Koridorlarda uyuyanlar yüzünden adım atılmıyor. Kokuya tahammül etmek mümkün değil. Bir tren görevlisi durumu “Burada hayvan bile gidemez” sözleriyle özetliyor.

               ***

Türkiye’de yeterli olmasa bile “Raylı sistem” var. Temiz tutmak, sağlıklı işlemesini sağlamak mümkün olmuyor.

Almanya’da hem raylı sistem, hem de otobanlar var. Bizde ikisi de yok. Bulunan yolun kalitesi de iyi değil!

               ***

THY gecikmeleri “Gına” getirdi. Milli havayolumuz bu yüzden yolculardan büyük eleştiriler alıyor.

Okeyli bilet rezaleti” yaşanıyor. Yani, kapasiteden fazla bilet satılıyor.

Yolcu valizleri en fazla uçak şirketlerinde kayboluyor.

Alman havayolu şirketi Lufthansa geçenlerde İstanbul’dan Frankfurt’a gidecek yolcularına tam 3 saat “İşkence” yaşattı. Arıza yapan uçağın içinde yüzü aşkın yolcu Lufthansa yöneticileri tarafından 3 saat bekletildi.

Yolcuya bilgi bile verilmedi. Arıza giderilemeyince yolcular evlerine gönderildi. Yolculuk ancak ertesi gün yapılabildi.

               ***

Türkiye’de, yılda 162 milyon insan, hava, kara ve deniz araçlarıyla şehirlerarası yolculuk yapıyor. Seyahat eden 162 milyon insandan 154 milyonu, otobüslerle bir yerden bir yere ulaşıyor.

Yani, Türkiye’de şehirlerarası yolcu taşımacılığının yüzde 95’i otobüslerle gerçekleşiyor.

Türkiye’nin her yanına sadece İstanbul’da günde 2000’i aşkın yolcu otobüsü kalkıyor hepsi dakik. Zamanında hareket ediyor.

Bizim sektörde olumsuzluklar çok az da olsa “Olay” haline geliyor. Ayyuka çıkıyor.

Firmalar kurumlaşma yönünde önemli adımlar atıyor. Şikâyetler giderek en aza iniyor.

Türkiye’de otobüsçü daha sorumlu davranıyor. Müşteriye çok daha iyi hizmet veriliyor. Hava, deniz ve demiryolu şirketleri bugün, yılda 8 milyon insan taşıyor. Bu rakam 20–30 milyona ulaşsa, acaba neler olacak?

               ***

İşte THY, işte Lufthansa ve otobüsçüler… İddia ediyorum: Türkiye’de en dakik çalışan, otobüs firmalarıdır. Biletinizi aldığınız zaman seyahatiniz gerçekleşiyor.

Çevre, araç ve insanın oluşturduğu “Trafik Ortamı”nda, her an kaza riski taşıyan bir sektörde çalışıyoruz.

Sektörün arkasında THY ve Demiryolları’nda olduğu gibi en ufak “Devlet desteği” yok.

İyileştirmeye yönelik programlar otobüs firmaları tarafından titizlikle tatbik ediliyor.

İnsana saygı konunda büyük özen gösteriliyor.

Mesele, sistemi işletecek zihniyettir.

Genellikle bu hususu göz ardı ediyor “Görüntüyle” meşgul oluyoruz.

Raylı sistem ile karayolu taşımacılığı (Otobüsçülük) birbirini tamamlayan alt sistemlerdir. Birbirine rakip olması düşünülemez.

Bizim istediğimiz dengedir. İstenildiği kadar “Modern teknoloji” kullanılsın, “O kafa” değişmedikçe, sıkıntılar sürecek.

O kafa” değişmeli!

 

 

Latif Karaali – Gülegüle

28 ağustos – 3 Eylül 1998

Sayı: 42

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir