BİZ DİKKATLİ OLACAĞIZ

    ULAŞTIRMA  Şurası 11 yıl aradan sonra 8-10 Haziran 1998 tarihinde Ankara’da yapıldı. Türkiye’nin ulaştırma ve haberleşme politikaları, bu vesile ile bir kez daha masaya yatırıldı.

“Karayolu Ulaştırma Komisyonu” 100 sayfalık bir rapor hazırlayarak sorunu şura gündemine getirdi.

Önemi ve işlevi herkes tarafından bilinmesi gereken karayolu yolcu taşımacılığı konusunda Bakan Necdet Menzir tek kelime söylemedi.

Başbakan Mesut Yılmaz da yolcu taşımacılığı hakkında görüş bildirmedi. Halbuki Başbakan Yılmaz bir TV konuşmasında Türkiye’de 1296 adet “Kara noktaolduğunu açıklamıştı.

Taşımacılıkla ilgili olarak sadece Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel konuştu. Ne yazık ki, sadece Uluslararası yük taşımacılarından söz etti.

Herkes sözbirliği etmişçesine “Demiryolu ulaşımı”ele aldı.

Sektör olarak, altını çizerek belirtiyorum, kesinlikle raylı sistemi destekliyoruz.

Raylı sistem ile karayolu taşımacılığı (otobüsçülük) birbirini tamamlayan alt sis-temlerdir. Birbirine rakip olması düşünülemez.

Geliştirilmesi halinde bundan en büyük yararı otobüsçülük sektörü görecek. Trafik-teki “Risk oranı” aşağılara çekilecek.

Bugün Türkiye’de, yılda 162 milyon insan hava, kara ve deniz araçlarıyla şehirlerarası yolculuk  yapıyor. Seyahat eden 162 milyon insan hava, kara ve deniz araçlarıyla şehirlerarası yolculuk yapıyor. Seyahat eden 162 milyon insandan 154 milyonu otobüslerle bir yerden bir yere ulaşıyor.

Yani, Türkiye’de şehirlerarası yolcu taşımacılığının yüzde 95’i otobüslerle yapılıyor. Şura’ya sunulan 100 sayfalık “karayolu ulaştırma komisyonu raporu”nda birkaç noktaya dikkatinizi çekerim.

Raporun “doğalgazlar” bölümünde “Ulaştırma sektörü, en çok eşgüdüm gerektiren sektör olmasına rağmen, en az eşgüdüm sağlanabilen bir konumdadır.”

“Türkiye genelinde tüm ulaştırma sektörünü kapsayan Ulaştırma Ana Planı’nın bulunmaması nedeniyle, bağımsız olarak hazırlanacak karayolu planı’nın yapılabilirliği ve uygulanabilirliği mümkün olmamaktadır.”

“Kamu kuruluşlarına sağlanan ödenekler, yolların bakım çalışmaları için dahi yeterli bulunmamaktadır.”

“Yapılan ve yeni yapılacak yol projelerinin, trafik yönünden güvenli olup olmadığının  belirlenmesinde trafik teşkilatının onayının ihmal edilmesi…”

“Bu itiraflar” ışığında  raporun bir de “beklentiler ve hedefler” bölümüne göz gezdirelim.

Deniyor ki: “Türkiye’de ulaşım sektöründeki modlararası eşgüdümün sağlanması için tüm ulaştırma sektörünü kapsayan Ulaştırma Ana Planı hazırlanmalıdır.”

Sonra… Bakanlıklardan ve onlara bağlı çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarından söz edilerek “sorumlu olmalıdır”, “yardımcı olmalıdır”, “sorumluluğu altında düşünülmelidir” kelimeleriyle biten beklentiler sıralanıyor.

Raporun sonuç bölümü de  yapılmalıdır, olmalıdır şeklinde hükümlerle bağlanıyor.

Yukarıdaki satırları okudunuz. Bunları kaleme alan “sorumlular” sorunları ve çözümleri iyi biliyor.

Peki, bunları kim yapacak?

Sorunlar böylesine tespit edilmemişken, siyasi otoritenin olaya daha ciddi eğilmesi gerekir. Ulaştırma bakanlığı sektöre bakış açısını değiştirmeli.

Konu gerçekten önemli. Bunun içindir ki önümüzdeki günlerde Derneğimiz (UATOD) temsilcileri ile Ulaştırma  Bakanlığı yetkilileri arasında “yeni taşıma yasası” için “özel oturum” da yapılacak. Sektörün önerileri dikkate alınmalı. Yasaya da sektörümüzün görüşleri yansımalı.

Bu olumsuzluklara rağmen hayat devam ediyor. Bizim sektör Türkiye’nin yüzde 95’ni taşıyor. Gelecekte de taşımaya devam edecek. Raylı sistemin en gelişmiş ülkelerde dahi, karayolu taşımacılığı yüzde 70’lerde kalmaktadır.

Çevre, araç ve insanın oluşturduğu “trafik ortamı”nda her an “kaza riski” taşıyan bir sektörde yaşıyoruz.

En yetkili ağızlardan sorunlar tespit edilmiş: yeterli olmayan yollar, yetersiz denetim, trafik genelinde herkesle aynı yolu paylaşan otobüsler…

Demek ki, biz dikkatli olacağız. Hem de, her zamankinden daha çok!

 

 

 

 

Latif Karaali, Güle Güle Gazetesi

2 Temmuz 1998, Sayı 37

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir