Doğrulara neden prim veremiyoruz?

 ULAŞTIRMA Bakanlığı “Türkiye Gerçeği”ni gördü ve bir yanlıştan döndü. Bir yönetmeliğe sığınılarak daha önce alınan kapatma kararları adil değildi.

Mağdur olanlar elbette ki haklarını “Hukuk Zemininde” arayacaklardı. Konu şu anda Yargı’dadır.

Ulaştırma Bakanlığı’nın müdahalesi zamanında ve yerinde olmuştur. Bakanlık bir adım daha ileri giderek “Karayolu Taşıma Kanunu” ile ilgili çalışmalar başlatmıştır.

Sonuçta “Olumlu bir çizgiye gidiş” görülmektedir.

Kazaları sadece otobüsler sorunu olarak değil, genel trafik sorunu olarak görmek lazım. Trafik, sadece otobüsün değil, Türkiye’nin sorunudur.

Cezayı fazlasıyla çeken bu sektördür. Kaza sırasında ödenen “Tazminat” ve “Maddi hasar” yanında “Yolcunun azalması”da ayrı ve önemli ceza şeklidir.

Sektör, daha “Sanık” sandalyesindeyken “Mahkûm” ediliyor.

Sorunu çok boyutlu ve sorumluluk çerçevesinde incelenmesi gereken “Basın” da hata yapıyor. Eksik ve yanlış bilgilendirmeden kaynaklanan maddi hatalar, gazete okuru olarak bizleri fazlasıyla üzüyor.

Tek taraflı görüşlerin büyük gazetelerde “Başyazarlık” mevkiine ulaşmış insanlar tarafından yansıtılması tamiri güç hatalara neden oluyor.

Sözünü ettiğim Hürriyet Gazetesi Başyazarı Oktay Ekşi’dir.

Sayın Oktay Ekşi;

Siz, “Hukuk devleti”ni savunan, “İnsan hakları”na önem verdiğine inandığım bir yazarsınız. Yazarlık dışında taşıdığınız “Basın Konseyi Başkanlığı” görevi de bence sizi daha fazla sorumlu kılıyor.

Yazılarınızda hep iki şirketten bahsediyorsunuz. Diğerlerini “Halka verdikleri hizmetin gereklerini yerine getirmeyen işletmeler” sayıyorsunuz.

Bahsettiğiniz kurumsallaşmış iki şirket kadar, sektörde ciddi çalışan onlarca firma var. Yazılarınızdan, sektörü tanımadığınızı görüyoruz.

Sistemde sancı yaratan yönetmelik, sizin övgü ile söz ettiğiniz iki firmayı da kapatıyor.

Dikkat ediyoruz, büyük-küçük, kurumsallaşmasını tamamlamış firmalar hedef gösteriliyor. Sistemde bir yanlışlık var. Sistemi tartışmamız gerekirken, işin kolayını seçiyoruz. “Kaza yaptı, kapat” diyerek soruna çözüm bulmak mümkün değil. Sadece “Sonuçla” ilgiliyiz: “Sebebi” hep göz ardı ediyoruz… Aslında sebepleri araştırdıkça çözüm bulunur.

Bir yanlıştan, Ulaştırma Bakanlığı daha geçenlerde döndü. Bakanlık da “Doğruyu” buldu. Hukukun üstünlüğüne inanan bir kadro, kararı “Dondurdu” ve sonucu Yargı’ya bıraktı.

Neden bu doğru karara prim veremiyoruz?

Bizler, olayı bir “Trafik sorunu” olarak görüyoruz. Bu yüzden, “Bir bütün olarak” ele alınmasını istiyoruz. Bütün içerisinde otobüs firmalarının sorumluluğu herkesten daha fazladır. Buna inanıyoruz.

Şeffaf” iş yapıyoruz. Otobüsün her tarafı cam… Herkes görüyor. İçinde asker, öğretmen, öğrenci, polis, ev hanımı… Toplumun her kesiminden, her sosyal gruptan insan var. Onların kontrolü de var. Trafik denetimi ve firma denetimi de var.

Kazalar toplum bilincinin artması, refah seviyesinin yükselmesiyle en aza iner.

Eğer sizin yazarı olduğunuz gazete, günde “Promosyonsuz” 3 milyon sattığı zaman, Türkiye’de kazalar en aza inecektir.

Saygılarımla…

Latif Karaali

 

Latif Karaali – Gülegüle

26 Şubat 1998

Sayı: 26

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir